17 Ekim 2017 Salı

Uzman Estetisyen Gül Batumelli ile Röportaj

Adana Happy Güzellik Merkezi sahibi Uzman Estetisyen Gül Batumelli ile harika bir röportaj gerçekleştirdim. 25 yıldır mesleğini icra eden, bakımlı mı bakımlı, güzel mi güzel, tatlı mı tatlı Gül Hanım'ın kariyeri, hedefleri, öneri güzellik tüyoları ve hobileri hakkında uzun uzun konuştuk. Kendisine teşekkürlerimi sunuyorum.
İşte röportajımızın detayları.
Blogger Leman Tatlı'dan sorular, Uzman Estetisyen Gül Batumelli'den yanıtlar...
Gül Hanım sizi yakından tanıyabilir miyiz? Kendinizden bahseder misiniz?
Tabii ben Gül Batumelli Adanalıyım. Ayas Kolejinden mezun olduktan sonra evlenip İstanbul' a yerleştim.
İstanbul'da estetisyenlik yüksekokulunu bitirdim. Sonra üç yıl dermatoloji konusunda özel eğitim aldım. Beraberinde formasyonumu alarak hocalığımı da elde ettim. 25 yıldır mesleğimi icra ediyorum.
Adana'da dokuz yıldır "Happy Güzellik ve Zayıflama" merkezini işletmekteyiz.
Happy Güzellik kaç yıldır Adana'da faaliyet gösteriyor?
 Eşimin işi nedeniyle tekrar memleketimize geldik. 9 yıl oldu. İstanbul'daki merkezimi devredip burada yeniden kurdum.
Happy Güzellik'i özel kılan ve en iddialı olduğunuz uygulamalar nelerdir?
Benim dermatoloji estetisyen hocası olmam, yüksek hijyen ,eğitimli ve diplomalı yardımcı uzmanlarla çalışmam fark yaratıyor. Cilt konusunda ve kalıcı makyaj  uygulamalarında iddia değildi de en doğrusunu yapmaya çalışıyorum. Çünkü bu uygulamalar kişinin yüzünde büyük değişimler yaratan işlemlerdir.
Almış olduğunuz eğitimlerin sizde yarattığı farklar nelerdir?
Deriyi ve cildi çok iyi tanıdığım için cilt bakımlarım daha farklı oluyor.
Cildi çok iyi tanıdığım için, cilde derin bakımlar yapabiliyorum. Yağ kistleri, akne, leke, gözenek açıklığı ciltteki sarkmalar ve çizgilenmeleri doğru işlemlerle ve yüksek hijyen ile uyguluyorum. Örneğin kalıcı makyaj uygulamaları manikür pedikür gibi hijyenin çok önemli olduğu uygulamalar da son derece başarılı oluyoruz. Yardımcı uzmanlarıma verdiğim ilk eğitim hep hijyen olmuştur.
Merkezinize gelen müşterileriniz çok mutlular bunun sırrı nedir?
Müşterilerimiz bizim konuklarımız aynı zamanda birlikte kahve içip güzel sohbetler yaptığımız arkadaşlarımızdır.
Happy Güzelliğin kapısından giren herkes aynı değerdedir.
Her yaştan müşterimiz mevcut tabii gençlerin Gül ablası, yaşıtlarımın arkadaşı ve sırdaşı, büyüklerimin de güzel kızıyım. Merkezimiz sadece kadınlara hizmet veriyor.
Yeni olarak, müşterilerimizin yoğun isteği üzerine, kuaför bölümü hazırladık.
Çok bakımlı ve çok güzelsiniz takipçi ve okurlarımıza kendi evlerinde uygulayabilecekleri ve sizin de uyguladığınız küçük sırları öğrenebilir miyiz?
Çok kibarsınız teşekkür ederim. Öncelikle ciltlerini temiz tutsunlar.
Nemsiz bırakmasınlar. Kuruyan ve nemsiz kalan cilt hızla kırışır. Yağlı ciltlerde sarkma kuru ciltlerde kırışma olur.
Akşamları cildi temizledikten sonra, yeşil çayı demleyip tonik gibi uygulayıp üzerine gece kremini sürün.
Ayda bir doğru bir cilt bakımı yeterlidir.
Kendime ayda bir cilt bakımı, radyo frekans yüz gençleştirme ve vitaminli hyfrekans uyguluyorum. Merkezimde yüzüme  kimyasal hiç bir işlem botox dahil hiç uygulatmadım.
Sağlıklı bir cilt için, beslenme  düzeni çok önemli.
Ben sürekli sebze, taze ve kurutulmuş meyve, süt ayran gibi gıdalar tüketiyorum.
Özellikle sivilcelerinizi kendiniz veya bu konuda ehil olmayan kişilere sıktırmayın. Aksi halde, enfeksiyon kapabilirsiniz.
Cildinizin dokusunu onarmazsanız üzerine uygulatacağınız hiçbir işlem sizi mutlu etmez.
Onun için ayda bir kere doğru bir cilt bakımını yaptırarak ve düzenli olarak kremlerinizi kullanarak mümkün olduğunca açık hava yürüyüşleri yapmak. Stresi içselleştirmeden atlatmayı öğrenmek sizi daha sağlıklı daha canlı daha parlak bir cilde kavuşturabilir.
Salatalık maskesi mucize gibidir. Salatalığı rendeleyip biraz balla karıştırıp göz altı ve tüm yüze uygulayabilirsiniz. Sonuç muhteşem olacaktır.
Akşam televizyon seyrederken bir yandan da yüzünüze masaj yapabilirsiniz. Cildimiz yer çekiminden dolayı aşağıya iner dolayısıyla bizde tam tersi hareketlerle yani aşağıdan yukarı doğru masajla cildin sarkmasını önleyebiliriz.
Bunu sürekli uyguluyorum kendime...

Meslekteki hayaliniz nedir?
En büyük hayalim kendi adıma krem çıkarmak.
Hobileriniz nelerdir ve en son okuduğunuz kitap hangisidir?
Müzik hayatımın bir parçası. Ayrıca örgü çok güzel bir terapi. Çağdaş Yaşam Derneğinin üyesiyim.
Çok araştırmacı bir insan olduğum için sürekli her konuda araştırma halindeyim. Kişisel gelişim, insan psikolojisi gibi kitaplar önceliğimdir.
Bol bol okurum. Okuduklarımı hayatıma da uyarlamaya çalışırım. Şu an okuduğum kitap 'Debbie Shapiro'nun Zihin Gücü ile İyileştrime' kitabı.


15 Ekim 2017 Pazar

Yönetmen Zafer Özgentürk ile Sanat ve Hayatı Üzerine Röportaj


Geçtiğimiz günlerde yönetmen Zafer Özgentürk ile çok keyifli bir sohbet ve röportaj gerçekleştirdim. Kendisi ve yaptıkları hakkında daha detaylı bilgiler öğrendim. Bu güzel sohbet için kendisine çok teşekkür ediyorum. İşte detaylar sizlerle.

Blogger Leman Tatlı’dan sorular Zafer Özgentürk’ten yanıtlar. 

Zafer Özgentürk Kimdir? Bize kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Emekçi bir ailenin çocuğuyum. Babam ayakkabı tamircisi annem ev emekçisi bir kadındır… Ailemin 7. çocuğuyum. İki kadın beş erkek çocuk var evde. Onların en küçüğüyüm. Okula gittim ama onun dışında okul aralarında işçi olarak ben de çalıştım. Çünkü ailede böyle bir kültür vardı. Bu yüzden hepimiz gibi ben de çalıştım. Küçük yaşta çalışmak normal bir algıydı. Çalıştık.  Bunun çok önemli katkısını gördüm. Bunun faydasını göreceğimi bilmezdim tabi. O zamanlar bu duruma üzülüyordum gerçekten. Örneğin bir okul inşaatında çalışmıştım. Kendime üzülüyordum. Benim okulda olmam gerekirken ben burada neden çalışıyorum demiştim. Hâlbuki oralarda çalışmak yıllar sonra çok önemli bir deneyim olarak bana döndü. Saha da olmak insana büyük katkı sunuyor, çeşitli deneyimler ediniyorsunuz. Sahada soluk alabiliyorum. Bu yüzden sosyal sorumluluk projeleri yapıyorum çünkü sokaktan geliyorum ben. 

Sanat sizce nedir? Sanat size neyi ifade eder?
Sanat evrimi tetikleyen dinamodur. Sanat yaşam kaynağıdır. Kimse bilmese de ya da günümüzde değeri görülmese de sanat yol açıcısıdır çağdaş dünyanın. Bir bakın tarihe, müzik nasıl insanın ruhunu besleyip tedavilerde kullanılıyor. Sanat sadece insanı eğlendiren bir şey değil insan eğitiminde kullanılabilen ve daha da birçok yönde görsel, bilimsel ve müzikal açıdan da kullanılır.
Ben sanatla derdimi anlatıyorum. İnsanların eşit olması gerektiği teorisi ile gençlik dönemimde ilk eylem olarak annemle bulaşık yıkamaya başladım. Örneğin ev işlerinin ortak olması gerekiyordu ve bir yerden başlamak lazımdı ve oradan başladım. Aile arasında bu durum dalga konusu olsa da bunu yaptım. Annem tarihtir. 1932 doğumlu. Tanısanız çok seversiniz… Tabii her anne gibi o da insanüstü benim için…
Sevgili Usta Neşet Ertaşı’ın şu cümlesi gelir aklıma hep; “kadınlar insan biz insanoğluyuz…”
Sanatı daha çok beslendiğim kaynaklar üzerinden bahsedecek olursam benim fenerim olmuş bir sözden bahsetmek istiyorum. Şair Vlademir Mayakovski şunu söylemiştir:
“Sanat hayata tutunan ayna değil onu biçimlendiren çekiçtir.” Benim için de öyledir biçimlendiriyorum.

Gişe filmi ve sanat filmi ayrımını nasıl karşılıyorsunuz?
Bana göre hepsi yapılabilir fakat toplumun etik değerleri vardır.  Gişe filmi yapacağım diye kadını aşağılayan bir film tasvip etmem; ama ana akım filmler var neden olmasın.
Yavuz Turgul, Çağan Irmak, Cem Yılmaz gibi adını sayamadığım ana akım sinema filmlerini severek izliyoruz neden olmasın? Her film mutlaka bir mesaj verecek kısmında değilim. fakat insan yaşamına dokunan öyküleri seviyorum. İzlerken eğlenmeliyiz de kaygılarımıza rağmen. İnsanız bizi mutlu edecek şeylerle ilgileniyoruz. 

Demirkuş’un en uzun soluklu projesi olan Süveydiye’nin Çiçekleri bir arada yaşama atölyesi olarak yola devam ediyor ve izleyicileri kendilerine sorgulamaya teşvik ediyor. Bu konuda ödülleriniz var. Fikir nasıl çıktı? Proje size neler kazandır ve ne kadar sürdü?
Bu atölye akıp giden bir “şey” hayat gibi. Nasıl ortaya çıktı? Aslında acı bir şey…
Türkiye coğrafyası içerisinde farklı etnik kökenli insanlar var ve bu kültürler içerisinde gerici bir çok noktaya rastladım. Tanımadığı insanı toplumunu birbirini karalayanları gördüm. Öte yandan bir masada birbirini çok iyi tanıyan ve farklı kültürlere sahip insanlar vardı.
Tanımayanlar birbirlerini çabucak karalıyor ve ben de bunlara üzülerek şahit oldum. Ben de Adanalıyım birileri nasıl başka bir kentli ise ve Adana’nın yerlisi olan bir çocuğum. Bu kültürel çatışma ve eğilimler nedir diye araştırmaya koyuldum. Konuyu kişisel olarak incelemeye başladım.
Bunun adı bilimsel olarak “Etnosentrizm’imiş.” Her toplumun kendini diğer toplumdan üstün görme hastalığıdır. Toplumsal sosyolojik bir problem… Ben yarına kalan işler yapmak istiyorum. halkların bir arada kültürel çatışmanın olmadığı ve gerçek bir halkın kardeşliği, sevgililiği durumunun yaşandığı bir dünya özlemiyle yaşıyor, çalışıyorum…

“Süveydiye’nin Çiçekleri”  proje ismi nasıl ortaya çıktı?
Ben önce düşüncelerimi içeren bir sayfalık bir makale hazırladım bu makale etnosentrizmin halk kültürü üzerindeki nüvelerini içeriyordu. Onları çoğaltıp sırtıma kameramı alıp gezmeye başladım. İnsanlara veriyordum makaleyi ve üzerine benimle konuşup tartışmak ister misiniz diyordum? Kabul edenlerin kamera ile kayıtlarını alıp topluyordum. Sonunda da bunu belgesel filme dönüştürmek istiyordum; ama öncesinde hedefim bu konuşmaları belgelemekti. Çünkü herkesin yaşadığı çok farklı deneyimler vardı. Sohbet ettiğim kişiler arasından Antakya’da Musa Dağında oturan emekli Ermeni bir eczacının  şu betimlemesi olmuştu; “Biz burada yaşıyoruz. Süveydiye’de herkes bir birini tanıyor nasıl bir kır’a ya da ovaya baktığınızda farklı farklı renkli çiçekler bir arada ise bizde burada öyleyiz” dedi. Süveydiye Çiçekler Orada adını buldu.
“ Süveydiyenin Çiçekleri Olsun” dedim kendime. Masada biten bir iş değil. Saha da devam eden bir iş oldu. Proje hala devam ediyor.  Hala ses kaydı alıyoruz Süveydiye’nin çiçekleri bir DVD olarak çıkacak; ama ayrıca bir kitap projesi olarak bir yandan oluşuyor.
Hikayelerin toplanması normalde iki aşamadan oluştu. Sekiz ay kadar dağ köylerinde gezdim. Uzun sürüyor. Bir buçuk yıllık çalışma sonucu proje çıktı. Toplamda 38 kişi ile net görüştüğümü hatırlıyorum.

Demir Kuş nedir? İsmini nereden aldı ve nasıl ortaya çıktı?
“DemirKuş” benim küçükken babama taktığım lakaptır. Babam bir çekiç ile yaptığı ayakkabılar ile yedi tane çocuğu yetiştirmişti. minyon bir adamdı. Bir çocuk için güçlü olan nedir? Bir çocuk gözü ile örneğin demirdir... Oradan imgelemişim sanırım sen bizim demir kuşumuzsun derdim. Demirkuş derneği de adını benim babama seslenişimden almıştır. Demirkuş kışın kıyafet kampanyası başlattı. Yaklaşık 670 aileye giyim desteği verdi. Hiçbir şeyi ekip arkadaşlarım olmadan yapmadım. Her şeyi dostlarımla birlikte yaptık. Emekleri çok büyük bunu özellikle belirtmeyi önemli görüyorum.

En büyük hayaliniz nedir?
En büyük bir tane hayalim yok. Hepsini seviyorum. Hayallerim benim çocuklarım gibi. Gençlik dönemimde tiyatro ile başladım. Tiyatronun sahne arkasını reji kısmını sevdim. Sonra müzik ile ilgilendim. Paralelinde hobi olarak fotoğraf çekiyordum. Görselin gücü ve insanların üzerindeki etkisinin çok büyük olduğunu fark ettim. Fotoğrafın farkındalığı arttırdığını düşünüyorum. Fotoğraf ile başlayan serüveni kısa film ile devam ettirdim. 2006’da başladı kısa film serüvenim. Geldiğim yerleri, gördüğüm hikayeleri ve hayalleri sinema tekniği ile birleştirip görünür kılmaya çalışıyorum.

Çalışmalarınız süresince umutsuzluğa kapıldığınız oldu mu? Bu süreçte yanınızda kimler oldu?
Süveydiye’nin Çiçeklerinde o kadar sorun ile karşılaştık ki… Olmaz dedik. Garip şeylerle karşılaştık. bu nedenle de uzun sürdü zaten. Öğreniyoruz tabi… Hep eksiğiz çünkü. Hayatta hep kendimizi tamamlayarak ilerliyoruz. Bu süreçte dostlarım hep yanımdaydı. En zor zamanlarınızda birden bire etrafınıza kahramanlar çıkıyor ve herkes işin bir yerinden tutuyor. Süveydiye'nin Çiçekleri böyle çıktı ortaya. yaklaşık otuz yerde gösterim yaptı ve özellikle üniversitelerden çok talep geldi. Bir projenin içindeyken ne yaptığınızı ve işin kıymetini göremiyorsunuz. Çünkü içindesiniz. O kadar içindesiniz ki… Göremiyorsunuz; ama dışardan gelen talepler ve reaksiyonlar ile iyi bir şey yaptığınızı anlıyorsunuz. Şimdiden üç arkadaş tez çalışması yaptı… Dostlarım olmasaydı olmazdı. İyi ki varlar.

Son zamanlarda okuduğunuz, takipçilerimiz ve okurlarımız için önereceğiniz kitaplar nelerdir?
Benden Selam Söyleyin Anadoluya (Dido Sotiriyu)
Yaşam Yolu (Anton S. Makarenko) 
Bozkırda Bir Geceyarısı (Ercan Kesal)
Peri Gazozu (Ercan Kesal)
Ateşi Çalmak (Galina Serebryakova)

5 Ekim 2017 Perşembe

Yeşilçam'ın Efsane İsmi Kadir İnanır ile Röportaj

Günümüzün teknolojisi her ne kadar ilerlesede, Türk filmlerinde değişik tarzda oyunlar oyunculuklar yer alsada bunların içinden bir tanesi var ki adını tarihe yazdıran ve insanlık tarihi boyunca izlenen ve izlenecek olan...
"Selvi Boylum Al Yazmalım" 
Filmi her izlediğinizde aynı etkiyi iliklerinize kadar işleyerek hissediyorsunuz. 
Filmde İlyas rolü ile karektere ruh veren, ünlü sanatçı Kadir İnanır ile çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdim.
Evrensel sinema değerlerini içinde taşıyan bu film unutulmaz. "Selvi Boylum Al Yazmalım" halkın filmi.
Kadir İnanır ise halkın adamı...
Kendisine bu keyifli röportaj için teşekkür ediyorum.
Blogger Leman Tatlı’dan sorular, Kadir İnanır’dan yanıtlar:
Leman Tatlı: Çok yakışıklısınız. Çevremde bulunan kadınların çoğu sizi hem çok seviyor hem de çok beğeniyor. Yakışıklı olmanızın hiç dezavantajını yaşadınız mı? Yani bu konu ile ilgili başınıza olumsuz bir durum geldi mi?
Kadir İnanır: Açıkçası yaşamadım. Bende ortalama bir Türkiye fotoğrafı var. Nereye gitsem oralı oluyorum. Büyük bir barışsever ve büyük bir insan hakları savunucusuyum.  2,5 yıldır bu işlerle uğraşıyorum. Bu sene tekrar bir dizi ve sinema filmi ile mesleğimle çalışacağım. Çok özledim. Sağlık sorunlarım yok. Gayet iyiyim.
Leman Tatlı: Bahsettiğiniz dizi ve sinema filmlerini ne zaman izleyebileceğiz?
Kadir İnanır: Üzerinde çalışıyoruz. Çok yakında sizlerle olacak.
Leman Tatlı: Sanat nedir? Sizce sanat neyi ifade ediyor?
Kadir İnanır: Sanat hayatın kendisidir. Sanatsız kalan bir toplumun saygın ve çağdaş olma şansı yoktur. Sanata önem vermeyen toplumların dünyanın karanlıklarında kaybolup gideceğini düşünüyorum.
İletişim çağındayız. Çağımızın gelişimi aydınlık bir dünyadan geçiyor. Bu anlamda sanata çok büyük önem düşüyor. Sanat asla kötü olan hiçbir şeyi savunmaz. Hep insanların daha mutlu olması ve güzel şeyler düşünmesi içindir. Sanat, insanların güzel dünyada güzel duygularla yaşaması için yol gösteren bir özelliğe sahiptir. Sinema sanatının en büyük özelliklerinden birisi bütün dünyayı sizin ayağınıza getirmesi ile ilgilidir.
Örneğin bir film seyretmeye sinemaya gidiyorsunuz. Film Venezuela’da geçiyor. Böylelikle o ülkede bulunan yaşamı görüyorsunuz. Venezuela’nın nerede olduğunu bile bilmezken orada bulunan insanların hayatları ile ilgili fikir edinip filmi izliyorsunuz. Bu müthiş bir şey.
Sinema, bütün dünyayı tanıtıyor ve sizin ayağınıza getiriyor. Üstelik kalıcı.
Leman Tatlı: Hiç unutamadığınız sinema filmlerinin isimleri nelerdir?
Kadir İnanır: Sinema ile ilgili çok anım var. Bütün anılarımı yazdım zaten. Ayrıca iki saat süren bir belgeselim var . O da hazırlanıyor.
Leman Tatlı: İnsanlara sanat veya hobileri ile ilgili mesajınız var mı? Sanat ve hobi geliştirme adına?
İnsanlara kendilerinde var olan güzel duygularını bilmelerini, kullanmalarını istiyorum..
Dünyada yaşayan bütün insanların bir arada el ele mutlu biçimde yaşamalarını öneriyorum. Çünkü paylaşılmayacak hiçbir şey yok. Kocaman bir dünyadayız. Şuanda dünyada sekiz buçuk milyar insan birarada yaşıyorsak, bir okadar daha bizi birarada tutup, besleyebilecek yer var. Böyle bir coğrafya yeryüzünde yok. Bunun kıymetini bilmek gerek. 
Leman Tatlı: Çekmiş olduğunuz filmlerin içerisinde mutlaka sizin gönlünüzde yeri ayrı olanlar vardır. Sizin açınızdan en iyi drama, en iyi aşk filmi hangisidir?
En iyi aşk filmi “Selvi Boylum Al yazmalım” “Kırık bir Aşk Hikayesi”
En iyi drama “Utanç” diyebilirim. Hatta Adana’da düzenlenen ilk Altınkoza’da ilk ödülümü o film ile aldım.
Leman Tatlı: Adana'yı seviyor musunuz?
Kadir İnanır: Tabii. Adana’yı seviyorum. Yiğenlerim burada. Onları sık sık görmeye geliyorum.
Leman Tatlı: Bu güzel sohbet için çok teşekkür ediyorum. Son olarak takipçilerimize ve okurlarımıza bir mesajınız var mıdır?
Kadir İnanır:
Son olarak insanlara mesajım:
Sakın kimse umutsuzluğa düşmesin. Herkes birbirini sevsin. Bütün mesele bu. Ortak vatan ve el ele gönül gönüle. Hiçkimseyi kırmadan hep birlikte. Paylaşamadığımız şey nedir ki?


Instagram:
@leman_tatli

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Sosyal Medya Klasikleri ya da Köy Hayatı

Değişik bir konu ile karşınızdayım. Aslında değişikte değil. Birçoğumuzun içinde olduğu bir durum. Eğer sıkı bir sosyal medya takipçisi iseniz, bu yazım sizin için daha anlamlı olabilir. Geçen hafta Adana'ya iki saat uzakta olan Feke'ye bağlı Uğurlubağ Yaylasına çok sevdiğimiz dostlarımız ile gittik. Yayla havasına, doğal yapısını hala bozmamış olan köy ortamına, bir yandan sohbet, muhabbet, güzel lezzetlere hayran kaldık. Koyunlar, keçiler, yeşil ceviz ağaçları, dağ, taş derken unutulmayacak bir hafta sonu nasıl geçti anlamadık...
Konuyu nereye bağlayacaksın Leman diye hafiften akıldan geçen sorulara geliyorum.
Köyün şöyle bir özelliği vardı. Tam iki dağ arasında kalıyor ve internet çekmiyor. Telefonu elime aldım. Servis yok yazıyor. Çok net!
Arkadaşlarımız yolda telefonlar çekmiyor diye uyarmışlardı; ancak bu kadarını da beklemiyorduk. Hani bir köşe de çekerdi ama değil mi :)) Yok canım çekmiyordu. Ne yapalım, madem öyle dedik. Koyduk telefonları çantalarımıza. Kimsenin elinde akıllı telefon yok. Herkes birbiri ile göz temasında, sohbet WhatsApp ötmesi ile yarım kalmıyor.
Instagramdan, facebookdan ne bileyim efendim işte Twitterdan vb.. sosyal medya platformlarından uyarı bildirimleri gelmiyor. O ne yorum yazmış? Bu fotoğraf kaç beğeni çekmiş? Falanlar, filanlar yok. Hiçbiri yok:)
Hoş! ikinci günün sonunda aramızda bulunan gençlerden biri artık dayanamıyorum. Adana il sınırını ve servise bağlandınız yazısını gördüğüm an, Allah deyip bağıracağım demesi üzerine makaralar koptu gitti.
Şimdi eğri oturup doğru konuşmak gerekirse...
Gazetede sosyal medyanın klişe kareleri isimli bir yazı okumuştum.
Bu yaz boyunca neleri gördük kim bilir?
Üstelik instagram ve facebook hatta WhatsApp'a 24 saatlik paylaşım kısımları geldiği günden beri neler gördü bu gözler neler :))

Bu yaz nasıl geçti? Değerlendirecek olursak...
Bol bol denizde kumlara bulanmış ayak fotoğrafları...
Tek tip giyilen pembe ya da beyaz üzerine flamingo desenli mayolar...
Pembe flamingo ya da deniz atı şeklinde olan şişme havuz yatakları...
Kaktüs ve ananas şeklinde kolye ucları, pinler, takılar, tokalar, küpeler...
Deniz kenarı konserler... 'Beach Party'ler'
Cırt pembe ve mor tüylü terlikler...
Aşırı büyük, üçgen, dörtgen, beşgen aynalı renkli güneş gözlükleri...
Bol bol gökyüzü ve bulut fotoğrafları...
Dudaklar yukarda bol selfieler...
Selfie uygulamalarında yapılan sanal kulak, burun, gözlük, tac ile çekilen fotoğraflar...
Bol bol kahve yanına kek, kurabiye, çörek...
Uçak kanatları...
Yüzleşemeyen; ama söylemek istedikleri sözleri duvarlarına, hikayelerine yazanlar...
Üstün sanat eseri renkli renkli değişik desenli tırnaklar...
Güneşin doğuşu ve batışı...
Bol bol asansör ve boy aynasından yapılan çekimler...
Bol yemek...
Muhteşem sofralar...
Yine sahil ve kitap fotoğrafları (kitaplı olanlara söz hakkım yok:))
Gece yürüyüşleri...
İleri geri Boomerang ayak fotoğrafları (parmak arası terlikli, ya da spor ayakkabılı)
Bir yatağın üzerine ya da masaya atılmış marka ayakkabı, çanta, kozmetik ürünler ve kıyafetler...

Ofiste masa başı, bilgisayarın yanında görüntüler...
Yine ofiste renkli küçük kağıtlara yazılan "Tatil bitti" ya da "Tatil Başlasın" yazıları...
Poz verirken (özellikle kadınlarda) parmak uçlarında, sağ ayak önde sol arkada kareler...
Araba içinde (radyo son ses) müzikler...
Su sürahisi içi naneli, maydanoz saplı ve limonlu...
Şimdi Lemancık güzel yazıyorsun da...
Sen yapmadın mı sanki diyorsunuz? Yapmaz mıyım? Mutlaka!!! Belki de dibine kadar; ama objektif değerlendirme de yaparım.
Özellikle bu iki günlük köy hayatında bu konuyu daha derinden hissettim.
Bundan kaç yıl önceydi? Bırak akıllı telefonu, cep telefonu yoktu. Zaman nasıl değişiyor? Biz nasıl değişiyoruz? Teknoloji denen şey daha neleri getirecek? Neleri götürecek bilinmez; ama ben bu yazının duyurusunu yine sosyal medya hesabımdan yapacağım bile...
Haydi bu yaz da bitti. Seneye neler göreceğiz bakalım?????
"Like'larınız" bol olsun... WhatsApp gruplarınız hiç susmasın:))
Instagram:
@leman_tatli




Rinso Kıskanacaklar Gaziantep

Merhabalar, geçtiğimiz haftalarda Rinso Kıskanılanlar Kulübünün ikinci etkinliği olan "Çikolata Hazırlama" etkinliği Gazintep Şirehan Otel'de gerçekleşti.
Bu güzel etkinliğe ben de Adana'dan katıldım.
Gaziantep çok sevimli ve sıcak bir şehir. Yemekleri de, orada yaşayan insanlar da inanılmaz hoş sohbet ve misafirperverler.
Etkinlik saatinden önce oteldeydim. Tüm hazırlıklar tamamlanmış bir şekilde katılımcıları beklemek üzere toplandık.
Etkinliğin gerçekleşeceği salonda masalar ve çikolata yapımı için kullanılacak tüm malzemeler yerini almıştı. Etkinliğe katılım ve ilgi büyük oldu.
Sevgili Semen Öner liderliğinde çikolata yapımına başladık.
Herkes çok heyecanlı ve istekliydi. Zamanın ilerlemesi ile birlikte masalardan mis gibi kakao kokuları yükseliyor ve bir an önce yaptıklarımızın tadına bakmak istiyorduk.
Ortak masayı paylaştığım ekip arkadaşlarım çok tatlılardı. Herkes büyük bir emek ile tarifi uygulamaya çalışıyordu.
Çikolata yapımı zahmetli bir süreç. Arada yorulduğumuz anlar oldu; ama salonda ikram edilen çay ve pasta çeşitleri ile hem dinlendik hem de birbirimiz ile sohbet ettik.
Yeni arkadaşlıklar edinmek, ortak noktalar bulup sohbet etmek benim için çok önemli. Bu tarz etkinliklerin daha sık olmasını talep ediyoruz. Hem bu şekilde yeni bilgiler öğreniyor, hem de yeni arkadaşlıklar ediniyoruz.
Sosyal medyayı gerçek ortamı taşıyarak bizi buluşturan Rinso'ya çok teşekkür ediyorum. Etkinliğin sonunda bizler için özenle hazırlanan paketler için de ayrıca teşekkür ederim. İçerisinde Rinso'nun pembe renkli deterjanı, slikon çikolata kabları ve slikon spatula yer alıyordu.
Büyük bir organizasyondu ve etkinliğimiz yerel basında da yer aldı. Etkinliğin detaylarını ve röportajları izlemek için linki tıklayabilirsiniz.
Mutluluk ile anımsanan, nice güzel etkinliklerde hepberaber buluşmak üzere.
Instagram:
@rinsoturkiye
@leman_tatli





10 Ağustos 2017 Perşembe

Biota 59 Elements Kozmetik Ürünlerim

Geçtiğimiz günlerde Biota 59 Elements markasının özellikle aşağıda bulunan fotoğrafta yer alan "Shimmering" yazan aydınlatıcı ürününü çok severek kullandığımı belirtmiştim. Tamamladığım makyajın üzerine elmacık kemiklerime doğru bu aydınlatıcıyı kullanıyorum. Bu şekilde makyajım daha ferah ve parlak bir görünüm kazanıyor. Görünüm olarak çok abartı kullanmamak adına küçük küçük alıyor ve minik dokunuşlar ile yüzüme uygulama yapıyorum.
Geçen süre zarfında "Olive Volume Mascara, Daily Hydrating Nem Maske, Waterproof Göz Kalemi, Mastic 200ml. yeşil kutu kolonya ve Intense Color oje'yi" kullandım.
Sırayla deneyimlerime bakacak olursak; Mastic Kolonya ile başlamak istiyorum. Kokusu bir an damla sakızını anımsatabiliyor. İlk önce kokusunu sevemedim. Bir, iki kullanmaya başladıktan sonra hoşuma gitti; ama bu seferde kullandıktan sonra elimde hafif oranda "yapış yapış" gibi bir his kaldı.
Elim için kolonyayı sürdükten sonra boyun kısmına da bir iki damla sürmek üzere dokundum bu seferde hafif bir yanma hissi hissettim. Bu yüzden kolonyayı sevemedim; ama daha önce yine aynı markanın üzerinde "Tulip" yazan mor renkte olan kolonyasını denedim. Bu deneyimimin tam aksine mor renkli şişeyi çok beğendim. Kokusu çok hoştu ve belirttiğim küçük sorunları yaşamadım.
Gelelim 02 Indigo Blue göz kalemine, yapı itibari ile kalem çok rahat sürülüyor. Gayet yumuşak. Kalemin diğer tarafında (uc kısmında) yer alan sünger kalemi dağıtmaya yardımcı oluyor. Renk güzel. Kalem suya dayanıklı ve kolay kolay çıkmıyor.
Makyajımı temizleme sırasında biraz sorun yaşıyorum onun dışında güzel bir ürün.
Zaten genel olarak göz kalemlerinin en zor yanı makyaj sonrası temizlik kısmı oluyor.
Bu yüzden dikkatli olmak gerekir. "Olive Volume Maskara" beklentimi karşıladı. Fırçası orta büyüklükte. Yağlı bir maskara. Herhangi bir sorun yaşamadım. Sevdim.
Nem maskesinin kullanım şeklinde haftada iki gün kalın bir tabaka halinde temizlenmiş cildinize sürün 5dk bekleyin ve su ile arındırın diye yazıyor.
İkinci denememi gerçekleştirdim.
Çok büyük bir değişim hissetmedim.
Belki de farklı sonuçlar için daha fazla zamana ihtiyacım var.
Nem maskesi ile ilgili izlenimim şu oldu.
Uygulama yaptıktan sonra cildim yumuşacıktı; ama anlık bir süreç gibi oldu. Tabiki cilt bakımı sadece bir ürünle tamamlanacak bir süreç değil bunu biliyorum. Cildi tamamlayan birçok döngü ve zincir var. Örneğin her gün düzenli temizleme, nemlendirme vb... Genel olarak bu bakım süreçlerini kendim yapıyor ve elimden geldiğince aksatmamaya çalışıyorum; ama bu ürünü bitirene kadar devam edeceğim. Kararlı olmak ve düzgün kullanım önemlidir diye düşünüyorum. Genel olarak markanın ürünlerini seviyorum. Yazımın başında da belirttiğim gibi aydınlatıcı ürün favorim oldu. Ojeyi de sevdim.
Denemelere devam bakalım :))
Instagram:
@leman_tatli





8 Ağustos 2017 Salı

Damla Sakızlı Kıbrıs Çöreği Tarifi

En çok hangi zamanlarda mutfağa girersiniz?
Belki en mutlu, en sinirli, en sevinçli anlarda...
Emek ve enerjinin sonucu ortaya çıkan güzel lezzetler hayatımızın hep içinde...
Yaptığın bir keki, çöreği, böreği, yemeği paylaşmak.
Haydi yanına bir çay gel içelim beraber demek.
Biriktirdiğim o kadar güzel insanlar var ki...
En samimi, en güzel, en mutlu, en acılı anları bir arada geçirebildiğim ailem ve sevgili dostlarım için harika bir deneme yaptım.
Bu tarz denemeleri çok sık yapmam. Yaptıysam vardır elbet bir sebebi. Mutfakta istekli bir şekilde iş başında buldum kendimi. "Pakmaya Mayalı Çörek Harcı ile Damla Sakızlı Kıbrıs Çöreği" hazırladım.
İlk kez denedim. Nasıl olacağını önceden çok kestiremesem de tarifi A'dan Z'ye uyguladım.
Sonuç mu? Tabiki tadan herkes çok beğendi.
İşte damla sakız ile çöreğin benzersiz uyumu.
Hazırlanışı:
Bir karıştırma kabına 500g. unu eleyin. Üzerine paketin tamamını döküp kaşıkla iyice karıştırın. Daha sonra toz şeker, süt, sıvı yağ, tuz ve yumurta akını ekleyin. Ölçülü suyu azar azar ilave ederek yoğurmaya başlayın. Pürüzsüz ve hafif ele yapışan bir hamur elde edinceye kadar yaklaşık 5-10 dakika yoğurmaya devam edin. Daha sonra hamurun üzerine örterek ılık bir yerde 25-30 dakika bekletin.
Süre sonunda hamuru, yeniden hafifçe yoğurup 15 bezeye ayırın. Bezeleri yuvarlayıp uzatın ve ay şeklinde kıvırıp uçlarını birleştirin. Yağlanmış, unlanmış fırın tepsisine dizin. Tepsinin üzerini örterek ılık bir yerde, hamurlar 1,5-2 kat büyüyünceye kadar yaklaşık 40-50 dakika süre ile bekletin.
Isınması için fırını önceden
 180 dereceye ayarlayın. Yumurta sarısını çöreklere sürün ve keskin bir bıçakla çöreklerin kıvrılmış kenarını 4-5 yerinden enlemesine kesin. Tepsiyi fırına koyun ve üzerleri kızarıncaya kadar yaklaşık 15-25 dakika süre ile pişirin.
Tarifi harfi harfine uygulayınca işte sonuç bu çıkıyor. İçi hamur olmadı ve çörekler
birbirine yapışmadı. Çörek hamurunu hazırlarken arzuya göre, kuru kayısı, kuru incir parçaları, kuru üzüm, meyve şekerlemeleri, ceviz, fındık parçaları ve çikolata parçaları da isteğe bağlı olarak içine atılabilir.
Çay, kahve ve sohbet eşliğinde sadece sevdikleriniz ile birlikteyken tüketmenizi öneriyorum.
Öyle olunca kalorisi uçup gidiyor :)
Afiyetler olsun.
Instagram:
@leman_tatli


5 Ağustos 2017 Cumartesi

Tuğcan Otel Gaziantep

Geçtiğimiz günlerde harika bir etkinlik için Gaziantep'teydik.
Çok keyifli geçen programın detaylarını kaleme alacağım; ama ondan önce ziyaretimiz sırasında konakladığımız Tuğcan Otel'in detaylarını yazmak istiyorum. 
Gaziantep tarih, kültür ve yemeklerle dolu inanılmaz bir şehir.
Antep fıstığı ve baklava şehir ile bütünleşmiş kavramlar.
Antep fıstığının içine girdiği her şey muhteşem bir lezzet şölenine dönüşüyor.
Kaldığımız otel konum itibari Atatürk Bulvarında şehrin merkezinde ve çarşılara çok yakın.
Havaalanından otele ulaşmak 25, otogardan ise sadece 15dk.
23 yıllık tecribesi ile 5 yıldızlı bir otel. Hizmet oda kahvaltı olduğu gibi, akşam menüleri için otel misafirlerine %10 indirim mevcut. 
Girişte kocaman bir lobi, geniş ve rahat koltuklar yer alıyor.
Odaların düzeni, temizliği ve personelin ilgisinden çok memnun kaldık.
Zaten şehirde herkes çok güler yüzlü ve sıcak kanlı.
Sabah kahvaltıları aşağıda bulunan restoran bölümünde servis ediliyor. Sabah kahvaltıda "Katmer" olduğunu öğrenince ve gözümüzü açıp koşa koşa kahvaltı salonunda yerimizi aldık. Katmeri özellikle sabah kahvaltıda yemeniz öneriliyor.
Benim için ağır ve yağlı bir başlangıç olsada güzel bir deneyim tavsiye ederim.
Zengin açık büfe kahvaltı çeşitleri gayet keyifliydi.
Akşam yemekleri için ise otelin en üst katında yer alan cam teras tarihi kaleyi gören bir konuma sahip. Haftasonu canlı müzikler eşliğinde yüksekten kale manzarası ve şehrin ışıklarını izleyerek eğlenceli zamanlar geçirebilirsiniz.
Otelin zengin kahvaltısından sonra, akşam yemeği için çarşının içerisinde yer alan değişik mekanları da öneririm; ancak şehri tepeden panaromik bir açı ile izlemek istiyorum derseniz "Tuğcan Cam Teras" güzel bir tercih olabilir.
Tarih, kültür, medeniyet ve zengin yemekler...
Gaziantep'i çok seviyorum.
Yolunuz düşerse, hem eğlenceli zaman geçirebileceğiniz, hem de kültürü daha yakından tanıma fırsatı edinebileceğiniz görülmesi gereken öneri mekan listem:
Gaziantep Kalesi
Rum Kale
Zeugma Mozaik Müzesi
Bayazhan Gaziantep Kent Müzesi
Atatürk Anı Müzesi
Emine Göğüş Mutfak Müzesi
Elmacı Pazarı
Bakırcılar Çarşısı
Zincirli Bedesten
Bey Mahallesi
Hediyelik ve Özel Eşya Dükkanları
Gaziantep Hayvanat Bahçesi
Sanko Park Alışveriş Merkezi
Bu güzel yerleri gezdikten ve bol bol fotoğraf çektikten sonra, akşam yemeği için, masamıza gelen yöresel lezzetlerden özellikle "İçli Köfte'yi" denedim. İçi bol kıymalı cevizli, altında süzme yoğurt ve limon ile servis ediliyor. 
Aşırı lezzetli; ancak yaz aylarında dikkat etmek gerek. Köfteler kızartıldığı için yedikten sonra bünyede hafif bir ağırlığı olabiliyor. Adana'da ise "İçli Köfte" haşlanarak servis ediliyor. Bu yüzden Antep işi daha yoğun. Yine "Antep Dolması" meşhur lezzetlerden. 
Zaten çarşılarda asılı renk renk dolmalık biber kuruları her yanı süslüyor. Mezeleri saymıyorum. Çünkü hepsi birbirinden lezzetli. Yolunuz Antep'e düşerse özel lezzetleri tadımlamanızı öneririm. 
Arkasına günün yorğunluğunu atmak için, otelin "NAİAS SPA" bölümünü kullanmanızı öneririm.
Aşırı sıcak hamam ve masaj ile aram olmasada kapılı havuz ve fitness bölümleri gayet dinlendiriciydi.
Otelin yeşil yıldızlı çevreye duyarlı ve çevre dostu tesis olması çok hoşuma gitti. Bunun ne anlama geldiğini sordum. Bu sayede odalarki su ve elektrik tüketimi kontrol altında tutuluyor.
Yenilenebilir enerji kullanılıyor ve geri dönüşüme önem veriliyor.
Eğer ziyaret etmediyseniz Gaziantep'i tatil planlarınızın arasına almanızı öneririm.
Tarih, kültür ve lezzeti aynı anda deneyimlemek gayet eğlenceli.
Şimdiden iyi tatiller dilerim.
Tuğcan Otel
İletişim:
Adres:
Atatürk Bulvarı No:34 27010 Gaziantep Türkiye
Instagram:
@leman_tatli