30 Aralık 2016 Cuma

Süt İçmenin Faydalarını Biliyor musunuz?

Geçtiğimiz günlerde internette süt ve sütün faydaları ile ilgili yazılar okudum. Araştırma yaparken karşıma “Süt içmemiz için 8 önemli neden” yazısı çıktı.
Sizlerle 8 önemli nedenin başlıklarını paylaşmak istiyorum. Başlıkların alt başlıklarını ve detayları nı okumak isterseniz linkten yazıya ulaşabilirsiniz.

1)Göbek yağlarını yakıyor
2)Güçlü kemikler için birebir
3)Cildin yıpranmasını ve yaşlanmasını önlüyor
4)Beyne ihtiyacı olan enerjiyi sağlıyor
5)Kalp ve damar sağlığı için çok önemli
6)Kolesterol düşürüyor
7)Kronik bronşit ve bağırsak kanserini önlemesine yardımcı oluyor
8)Osteoporpzdan koruyor
Sağlığımız için çok önemli olduğunu biliyoruz, ancak yeteri kadar içiyor muyuz? Düzenli süt içmeye 7'den 70'e herkesin ihtiyacı var. Süt içmek konusunda küçüklüğümde hatırladığım tek şey, annemin arkamdan süt bardağını koşturmasıydı. Bizim eve açık sokak sütü alınırdı. Annem onu kaynatır sonrada bana zorla içirmeye çalışırdı. Neden zorla? Kaynayan sütün üzeri kaymak tutardı ve ben o kaymağı asla içemezdim. Üstüne hayvansal bir koku hisseder bardağı bırakırdım. Süt içmeyi sevmezdim. Garip bir duygu... Sonra ilkokul çağlarımda “Selin” süt ile tanıştım. Annem baktı ki bana sütü içiremiyor, özel paketli sütler almaya başladı. O zamanlar, düşünün annemin halini… Konumuz bu “Leman süt içmiyor, gıdasını alamıyor…” Babannem ve anneannemi bu konuya hiç karıştırmayım bile… “Bu çocuk neden süt içmiyor!! Aaaaa! Olmaz ama bak arkandan ağlar, boyun uzamaz, kemiklerin gelişmez ve neler neler dinledim yıllarca…” Kısacası süt içmek evde kriz olurdu. Net hatırlıyorum…“Selin” süt Güney Süt’ün markası altında üretilirdi. Aradan yıllar geçti ve ben yıllar önce çocukluğumda içtiğim “Selin” sütün yani Çukurova’nın markası olan “Güney Süt”ün nerede nasıl yapıldığını görmeye gittim.
Bana sütü sevdiren içinde koku ve kaymak olmayan süt "Güney Süt"... Şimdilerde ise "Güney Süt"ün yarım yağlı olanını sık olarak tüketiyorum. Bu yazımda geçtiğimiz günlerde gerçekleştirmiş olduğum "Güney Süt" fabrika gezimden bahsetmek istiyorum. Fabrika Tarsus/Mersin yolu üzerinde bulunuyor. Üretim tesisini görünce inanamadım. Çukurova'nın böylesine bir markaya sahip olması gurur verici... Fabrika içinde yaptığımız gezi 2 saate yakın sürdü.

Ürünlerin yapım aşamaları hakkında bilgiler edindim, notlar aldım. UHT okul sütünün özel makineler eşliğinde, el değmeden nasıl yapıldığını izledim.
 Çok değişik ve güzel bir tecrübeydi benim için…
Arkasına beyaz peynir bölümüne geçtik.
Sırayla dizilmiş kocaman kocaman üzerleri cendere bezi ile örtülü peynir teknelerinin fotoğraflarını çektim. Sonra lezzetini sevdiğimiz kaşar peynirlerinin yapım aşamalarını ve sıra sıra dizildikleri rafları gördüm.
 
Peynir cenneti gibiydi... Sağım solum önüm arkam her yer kaşar peyniri ile doluydu...
Girdiğim her bir bölüm çok hijnekti. Hijyen demişken, fotoğraflarda gördüğünüz gibi, üzerimde önlük, başımda bone, ellerimde eldiven ve maskeli bir şekilde tüm fabrikayı gezdim.
En ilgimi çeken yer ise "Kalite Sağlama Bölümü" oldu.
Kalite Sağlama Bölümü nedir?
Çiftliklerden gelen sütlerin kontrol ve analiz kısımlarının yapıldığı, üretim hatlarında üretilen ürünlerin evimize, mutfağımıza gelene kadar geçen süre içinde gerekli kalite onaylarının verildiği yer. Arı gibi çalışan bir ekip... Deney tüpleri, değişik aletler, farklı bir dünya... Hepsi bizler için, sağlığımız için emin ellerden ve kontrollerden geçiyor.
Son olarak, lojistik bölümünü gördüm. Paketlenen, kolilenen ürünler tüm Türkiye’ye ve soflarımıza gelmek üzere dağıtıma çıkıyor. Güney Süt’ü bilinen tüm yerel ve ulusal marketlerde bulabilirsiniz. Firma ayrıca, bazı başka bilinen markaların da üretimini bünyesinde yapıyor.
 
Adana ve Mersin'de “Güney Süt”satış noktaları bulunuyor. Özellikle Anamur'dan Kars'a kadar olan bölgede pastörize süt ürünleri ile UHT içme sütü ve Türkiye'nin diğer bölgelerinde ise UHT içme sütü ürünleri yer alıyor.
33 Yıldır sektörde olan, Akdeniz’in en büyük süt tesisi “Güney Süt”ü yerinde gittim gördüm. İçim rahat bir şekilde içiyor ve Çukurova’ya ait olan bu markayı gurur duyarak herkese öneriyorum.
Güney süt ailesine ve çalışanlarına teşekkürlerimi sunuyorum. 
Ayrıca bir diğer teşekkür ise, 
Mustafa Gümüştaş'a... 
Güney Süt ziyaretimin bu güzel kareleri Mustafa Bey'in objektifinden... Yardımlarınızdan ötürü çok teşekkür ediyorum. Ellerinize sağlık.
Bundan sonraki yazımda kefirin faydalarından ve “Güney Süt”ün ilk biz yaptık dediği ürünü olan “Yofir Hakkında” detaylı yazacağım.
Web sitelerini incelemek ve ürünler hakkında detaylı bilgiler almak isterseniz linkten ulaşabilirsiniz. Sağlıklı günler dilerim.
www.guneysut.com.tr
Güney Süt Facebook adres:
facebook/sagligindogalyonu
Instagram: @leman_tatli



21 Aralık 2016 Çarşamba

Cecile Beauty ile Alin's Bornova'da Yemek Challenge

Geçtiğimiz günlerde "Cecile Beauty" marka kozmetik firmanın bir projesi için İzmir'e gittim. Cecile Beauty  yeni youtube kanalı açtı. Program ise Ece Balkan'ın.
Yıllardır ürünlerini severek kullandığım marka video çekimleri için blogger konuk olarak beni misafir ettiler. Kendilerine nazik davetleri için teşekkür ediyorum. Sizleri tanımak çok güzeldi.
Bol kahkalı, inanılmaz keyifli bir gündü. Ece çok tatlı. Kıpır kıpır yerinde duramayan cıvıl cıvıl biri.
Onu tandığıma çok memnun oldum.
Çekimlerimiz Alin's Bornova restoranda gerçekleşti.
Birlikte "Yemek Yeme Challenge" gerçekleştirdik.
Alin's restoranın birbirinden lezzetli yemekleri önümüzden geldi geçti.
Her bir yemeği ayrı ayrı tadımladık ve gözlerimiz kapalı bir şekilde tahmin etmeye çalıştık.
Bu keyifli videoyu izlemek isterseniz linki tıklayabilirsiniz:

Gözlerimiz kapalı bir şekilde selfie almaya çalışan biz... :))
Ekip arkadaşlarımız da bizi çekmişler.
Görmüş olduğunuz siyah mor renkli sevimli uyku maskeleri ile gözlerimizi kapattık.
Önümüzden bir tabak geldi, bir tabak geçti.
Lezzetleri görmeden, kokularından ve tatlarından yemekleri bilmeye çalıştık.
İtiraf etmeliyim ki, menüde bulunan yemekler çok başarılıydı. En beğendiğim lezzet, "Sarhoş Tavuk" oldu. Öyle ki şarap soslo tavuk etini yediğimiz an, ikimiz de kırmızı et sandık. Tavuk eti olduğunu duyduğumuzda çok şaşırdık.
Tahminlerde sadece "Sarhoş Tavuk"u bilemedik . Diğerlerini tahmin etmekte gayet iyiydik.
Çekimlerimiz öyle eğlenceli geçti ki...
Fotoğraflarda koptuğumuz anlar net bir şekilde görünüyor...
Bol kahkalı ve eğlenceli bir gün oldu bizler için.
Ayrıca bu özel gün için ben "Cecile Long Kiss 9" numara mat kırmızı rujumu sürdüm.
Ece ise "Cecile Long Kiss 20" numara mat pembe ruj sürmüştü.
Sarı saç, siyah saç, kırmızı ruj, pembe ruj diyorum...
Yazılarımı ve beni tanıyanlar gayet iyi bilirler.
Leman eşittir kırmızı ruj demektir. Çok severim.
Bu yüzden kırmızı rujda sadece "Cecile marka Long Kiss" kullanıyorum.
9 numarayı seviyorum ama kadife kırmızı severler için 11 numarayı öneriyorum.
Her iki numarayı da çok uzun yıllar kullandım.
Ve bu ruju her kullandığımda, instagram ve facebook'tan sorular geliyor; beni dışarıda görenler rujumun markası ve numarasını soruyorlar.
Neden özellikle bu markayı kullanıyorum? Çünkü ruj mat olduğu için bulaşma yapmıyor ve hemen silinmiyor. Su içtikten sonra bardakta iz kalmıyor.
Kalıcı ruj sürmek, sanırım her kadının istediği şeydir.
Bu yüzden "Cecile" markanın benim yanımda yeri ayrıdır. Özeldir. Çantamda mutlaka "Long Kiss" bulunur. Yemeklerimizi yedikten sonra rujlarımız aynı şekilde duruyordu ve biz rujlarımızı bir daha tazeleme ihtiyacı duymadık.
Ayrıca yukarıda belirtmiş olduğum Youtube videoyu izlerken son bölümde görebilirsiniz. "Cecile Diva" pembe kutu parfüm ile yeni tanıştım. En kısa zamanda deneyeceğim.
Adana'da bu markayı Gratis, Watsons ve Platin mağazalarında bulabilirsiniz.
Instagram:
@cecilebeauty
@leman_tatli

14 Aralık 2016 Çarşamba

Yeni yıl ağacınızı evde siz yapın

Neler oldu neler bitti...
2016 Türkiye'yi üzen bir yıl oldu. Acımasızdı... Kederliydi... Hem çok hareketli hem de çok durgundu... Düşündürücü ve üzüntü vericiydi çoğunlukla...
Karar almıştım, depresif yazılar yazmak istemiyor, okuyanları da mutsuz etmek istemiyorum; ancak yaşananlardan, gündemin yoğunluğundan, haberlerin acı gerçeğinden kaçamıyoruz. 
Umarım ki; 2017 hepimiz için uğurlu gelir. Sağlık, mutluluk ve barış getirir. Bu yazımda sizlere evde kullanılabilecek malzemeler ile ev yapımı yeni yıl ağacı örnekleri paylaşmak istiyorum.
İlk fotoğraf yumurta kaplarından yapılmış. Biriktirdiğimiz yumurta kaplarını alıp, yeşile  boyayarak güzel bir ağaç elde edebiliriz. 
Yeşil kutuların üzerlerini de renkli toplar ve sarı renkli fiyonklar da ekleyebiliriz işte hepsi bu. 
Zor yanı, yumurta kabı biriktirmeye uzun zaman önce başlamalı. Bu boyutta bir ağaç için kaç tane kap kullanmalı? Fazla olmalı tabii...
Diğer bir fikir; brokoliler ile...
Brokoliyi yemeden önce hep içimden şunu geçirmişimdir: "Bu nasıl ya böyle ağaç gibi??" İki üç tane brokoli yanyana gelince küçük bir orman oluyor sanki. Fikir olarak güzel. Görselde minik boy olanlar kullanılmış ve işte sonuç... 
Üzerinde bulunan kırmızı toplar domates olsa gerek, turuncular da havuç diye düşünüyorum.
Zor yanı; bu ağaç uzun süre dayanmaz. Brokolilerin zamanla rengi değişir ve kokabilir:))
Peki ya buna ne demeli? 
Mantar tıpaların birleşimi çok tatlı olmuş. Bu fikri sevdim.
Zor yanı; üçgen ağaç şeklini verip, birbirine yapıştırma kısmı zor olabilir...
Sanırım en kolay ve rahat yapılabilene geldi sıra...
Büyükten küçüğe özel olarak hazırlanan minderler sıra ile üst üste konur ve tepesine bir yıldız, etrafına renkli ışıklar güzel görünüyor.
Diğer bir fikir ise; farklı boyut ve renklerde bulunan düğmeler ile bir ağaç yapılabilir. 
Zor yanı; ben sanırım böyle bir çalışmayı yapamam! ama fikir çok güzel.
Son olarak, farklı boyutlardaki tahtalar ya da ağaç dalları bir ipe dizilerek asılabilir. En sonuncu fikri geçen yıl yazmıştım bakınız;
Zaman nasıl hızlı geçiyor. Yazdığım günü hatırlıyorum. Deniz arkadaşım kendi evi için hazırlamıştı. Çektiği fotoğrafları benimle paylaşmış ben de hemen yazıvermiştim. Teşekkür ederim.
Bu blog yazım için görseller ve fikir
Linki tıklayarak daha fazla ve farklı ağaç modellerine ulaşabilirsiniz. Daha önce pek rastlamadığım ve en çok hoşuma giden altı kareyi sizlerle paylaşmak istedim. Hazır almaktansa kendi el emeğim ile bir şeyler hazırlamayı çok seviyorum. Bu önerilerden bir tanesini herkes rahatlıkla yapabilir diye düşünüyorum. İnsan bir şeyler yaparken rahatlıyor. Beynini boşaltıyor. Deneyin derim. 
Renkli, keyifli, mutlu bir 2017 olsun!
Instagram: @leman_tatli





10 Aralık 2016 Cumartesi

5 Saat Önceydi... Kitap İnsan Acı Tablo

5 saat önce...
Sessiz bir gün, sakin bir gün... Bugün pazar...
En mutlu olduğumuz anlar ve haftasonu mutluluğu...
(Yazmıştım üst satırlarda 5 saat önce... Nerden bilirdim?
Yazı geceden kalma taslaktı. Pazar sabahı yayınlamak üzere gece oturup, kaleme almıştım duygularımı, düşüncelerimi. 1 saat sonra ne olacağımızı bilmezken, sabah gözümü açtım ve haberi duyduk... Yine kara bir sabah... Gündem sıcak, gündem yoğun.
Yine çok acı olaylar... İstanbul, Beşiktaş... Şehitlerin acılı ailelerine baş sağlığı diliyorum.
Derin bir yas içindeyiz.
Yazık bu vatana.
Olaylardan habersiz, yarınımızın ne olacağını bilmeden yazdığım acı gerçekler var bu yazıda; biliyorum kimsenin keyfi yok; ama bu acı tabloyu sizlerle paylaşmak ve bilginiz olmasını istiyorum.)
5 saat önce yazdıklarım...
Bir yandan Sezen Aksu'nun
"Gidemem" şarkısı eşlik ediyor yazmış olduğum bu satırlara...
"Bazen daha fazladır her şey
Bir eşikten atlar insan
Yüzüne bakmak istemez yaşamın
O kadar azalmıştır anlam...

O zaman hemen git radyoyu aç bir şarkı tut
Ya da bir kitap oku mutlaka, iyi geliyor
Ya da balkona çık bağır, bağırabildiğin kadar
Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor...

Ama fazla da üzülme, hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor..."

Öyle birden bire geldi mırıldanmaya başladım. Taktım kulaklığımı başladım yazmaya.
Geçenlerde instagramda dolaşırken @yilmazmuh 'un paylaşımına rastladım.
Okudum, düşündüm... Ne güzel bir bilgiydi. Sordum kaynak nereden diye...
"Olayların İçinden" Güngör Uras'ın yazısı idi paylaşım.
Aşağıda bulunan linkte detaylar yer alıyor; ama ben kısaca ne hakkında olduğunu yazmak, biraz da yorumlamak istiyorum.
Hani Sezen diyor ya;
" Ya da bir kitap oku mutlaka, iyi geliyor."
İşte konu tam da bu!
Okumuyoruz... Acı ama gerçek!!!
Acımasız gerçeğin oran ve yüzdeleri net bir şekilde tespit edilmiş.
Hazıra o kadar alışmışız ki bir bilgiyi araştırarak öğrenmeyi unutmuş olmuşuz.
Bakın acı gerçeklere;
En fazla kitap okuyan ülkeler;
İngiltere & Fransa %21
Japonya %14
ABD %12
İspanya %9
Türkiye %0.1 (binde bir) okuma oranı ile dünyada 86. sırada.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun yaptığı araştırmaya göre, günde 6 saat televizyon izleyen, 3 saat internete giren Türk insanı, kitap okumaya sadece 1 dakika ayırıyor.
Öyle ki kitap okumak Türk insanın ihtiyaç listesinde 235. sırada yer alıyor.
Okuyanların %65'i aşk, %24'ü siyaset, %13'ü düşünce, %7'si kişisel gelişim kitapları okuyor. Türkiye'de her yıl 45-50 bin başlıkta kitap basılıyor.
Elektronik ortamda da 4-5 bin kitap yayınlanıyor.
Türkiye'de 100 kişiden sadece 4'ü kitap okuyor.
Dünyada kişi başına kitap harcaması 1.3 dolar, Türkiye'de ise çeyrek dolar.
Çocuklara kitap hediye edilmesi sıralamasında Türkiye 180 ülke içerisinde 140. sırada.
Yazmış olduğum bilgiler, referansını vermiş olduğum yazının en ilgi çeken noktalarıydı. Üstüne üzüldüğüm diğer bir nokta var. Hani şu ünlü soru; "Boş zamanlarınızda ne yaparsınız?" Cevap kitap okurum. Boş zamanım olmasa okumayacağım. Boş zamanım var, onun için okuyorum gibi bir anlam çıkmıyor mu? Hem boş hem de dolu vaktinde okusan... Her ikisi de olsa olmaz mı? Sanırım bu alışkanlık çocukluktan geliyor. Benim ilk kitabım Gülten Dayıoğlu'nun "Fadiş" adlı kitabı idi. Ne büyük bir heyecan ile okumuş ve iki gün içinde bitirmiştim. Okumak başka bir şey... Yeni bir yolculuk. Başka birilerinin hayatına girmek, onlarla yolculuk etmek. Hayal kurmak, olayları hayalinde canlandırmak. Bazen tek sırdaşın... Hatta sana zarar vermeyen tek dostun.
Avuçlarının arasında sana bakan, çayına, kahvene ayrı bir tat veren.
Leman yazıyorsun bunları, peki sen ne  sıklıkta okuyorsun diye aklınızdan geçiriyorsunuz belki... Okumayı çok seviyorum. İhmal ettiğim anlar benim de oluyor. Olmuyor değil. 
Yeni maceraları ve beni saran kitapları okumayı çok seviyorum. Okuyorum evet belki uzun soluklu değil; ama köşe yazıları ve kısa denemeler mutlaka okuyorum.
Blog yazarlığının temeli başka yazıları okumaktan geçiyor diye düşünüyorum.
Okumak, her anlamda ifade gücünüzü geliştiriyor, zenginleştiriyor.
Öğrenecek o kadar çok şey var ki...
Dün can dostum ile beraberdim. Birbirimize zaman ayırdık. Alışveriş, yemek, sohbet derken zaman su gibi aktı geçti. Yakışıklı oğlu için kitap aldı. Kasaya geldiğimizde, oğlunun yaşına uygun olan ve almış olduğu kitapları hediye paketi yapmalarını istedi.
Ve dönüp bana; "Kitabın hediye edilmesini, hediye edilebilir olmasını öğrenmeli. 90'a yakın kitap bitirdi şu ana kadar dedi. Bahsettiğimiz çocuk sadece 3 yaşında."
Sen çok iyi bir annesin can dostum. Sormaktan, yeni bilgiler öğrenmekten çekinmemeli. Belirtmek istediğim, insanların özel yaşamlarına dair sorular değil. Kendinizi geliştirmek adına öğrenilen bilgiden bahsediyorum. Hayatta en sevmediğim şey; başkaları hakkında, beni ilgilendirmeyen özel sorular sormak. Benim ile paylaşılan her konuyu ayrı bir saygı ve hassasiyet ile dinlerim; ancak aşırı detay öğrenmek için çaba sarfetmem. Yapmadığım bir şeyin, aynı şekilde bana yapılmasını da istemem. Enerjinizi, gücünüzü kendiniz için kullanın. Bu acı tabloyu okuduğum an, paylaşmak istedim. Belki bu yazı, bu satırları okuyan kimi insan için bir ışık olacak. Farkındalığı yazıya, söze dökmek bazen iyi geliyor. Gün ışığında aynaya direk bakmak gibi. Tüm kusurları görmek ve ondan kaçamamak gibi.
Okuyun, okutun, okumak için teşvik edin.
Güzel memleketimin güzel insanları; yaşadığımız bu kadar sorunun içinde dibe batmamak için OKUYALIM! OKUTALIM!
Umut dolu yarınlara...
Instagram: @leman_tatli







8 Aralık 2016 Perşembe

Venüs Poliklinik ADANA

Herkese merhaba,
Bu yazı, bir pimpiriklinin önde gideninin itiraflarıdır.
Evet itiraf ediyorum!
Düzenli bir şekilde dışarıda (güzellik merkezlerinde) cilt bakımı yaptırmıyorum.
Cildimi kendim evde temizlemeye çalışıyorum.
Daha önce cilt bakımı yaptırmadım mı?
Tabiki yapıldı; ama çok uzun zaman önceydi ve sadece bir kaç kez...
Yok olmuyor her seferinde kafamdan geçen sorular şu şekilde oluyor.
Ciddi çelişkiler yaşıyorum içimde. 
Uzun zaman oldu, şöyle derinlemesine bir temizlik olsa fena olmaz diyorum.
Peki derinlemesine cilt bakımı temizliğimi nereye yaptırmalıyım?
Acaba bir yan etkisi olur mu? Yüzüm kızarır, şişer mi? İz kalır mı?
Aslında yaptırmalıyım; ama gideceğim yer güvenilir olur mu?
Kullanılan ürünler temiz olur mu?
Beni rahatlatır, ne uyguladıklarına dair açıklama yaparlar mı?
Kullanılan ürünler bilinen markalar mıdır?
Derken derken hiç bir şey yaptıramıyor.... yok ben en iyisi kendim temizleyivereyim diye aklımdan geçen soruları cevapsız bırakırdım.
Şimdi sorarım size, pimpiriklilik değil de nedir?
Sonra, burnumun üzerinde bulunan sevimli küçük noktalara bakıp, onlara elveda deme zamanı geldi deyip Venüs Poliklinik'te aldım soluğu.
Venüs'e güvenmemi sağlayan olay ne oldu?
1) Mekan 1995 yılında Adana'da kurulmuş ve o tarihten bugüne hizmet veriyor.
Ben küçüklüğümden bu yana çok net hatırlarım Venüs'ü.
2) Poliklinik'in sahibi Selmin İncekalan ile tanıştım. Zarif duruşu ve tecrübesi ile bana güven duygusunu fazlası ile verdi. Sohbetimiz sonucu, hikayesini dinledim. Adana'da 1995 yılında bu anlamda kurulan ilk poliklinik olduklarını ve o günden bugüne hala hizmet vermeye devam ettiklerini belirtti. Bu denli uzun hizmet vermenin tek açıklaması işlerine verdiği saygı, ilgi ve titizlik diye düşünüyorum.
3) Diyetisyen Gizem İncekalan Ünaldı ile tanıştım. Gizem Hanım, Selmin Hanımın kızı.
Aslında beni yönlendiren ve hizmetleri hakkında bilgiler veren Gizem Hanım oldu.
Kendisine güler yüzü ve samimiyeti için teşekkür ediyorum. Kendisi, diyet ve zayıflama adına danışanlarına Venüs poliklinikte hizmet veriyor.
Gizem Hanım ve ekibi, bana uygulanacak olan cilt bakımı hakkında detaylı bilgiler verdi.
Yapılacak işlemler hakkında tek tek açıklamalar yaptılar. Keyifli sohbet sonrası;
Gizem Hanım " Leman Hanım sizi içeri alalım" dedi ve uygulamayı yapmak üzere Gamze Hanım ile tanıştım.
Gamze Hanım, "İS CLINICAL" ürünleri ile cilt bakımımı gerçekleştirdi.
İlk önce "Klasik Cilt Bakımı" uygulaması yapıldı. Bu şekilde, cildim tanındı ve gerekli bir ön temizlik yaptı. Bundan sonraki adımımız 10-15 gün sonra "İS CLINICAL" ürünleri kullanılarak özel bakım olacak.
Peki bu cildime ne sağlayacak?
Derinlemesine temizlik ile cildim daha uzun süre ışıldayacak. Bakalım bu kısmı henüz yaşamadım.
"Klasik Cilt Bakımı" yapıldı ve şu an burnumun üstüne ve yanağıma dokunuyorum, yumuşacık. 
Peki cildime sıra ile neler yapıldı?
Amacımız, cildi temizleme, kan dolaşımını hızlandırma ve canlandırma oldu.
Aşamalar;
Temizleme, peeling, buhar, serum, masaj ve maske uygulaması yapıldı.
Aşamaları kısaca açıklamak istiyorum.
Temizleme, cildim ilk aşamada is clinical temizleme serumu ile yüzeysel olarak temizlendi. Bu temizliğin amacı günlük hayatta cildimizin maruz kaldığı hava kirliliği, egzoz dumanı gibi kirletici etkenlerden arınmaktır.
Peeling; temizlemenin arkasına peeling uygulandı. Daha derinlemesine bir temizlik oldu. Ölü derinin altında ki taze temiz deri ortaya çıktı.
Buhar; peelingin sonrasında ortaya çıkan taze temiz derinin de altına kalan sivilce, siyah nokta gibi oluşumların yüzeye yaklaşması sağlanıp, arkasından gelen sıkma işlemi  ile bu yağ bezeleri ve siyah noktalar ciltten uzaklaştırıldı. (Bu aşamada canım yanmadı desem olmaz... Ne yazık ki sıkma esnasında hafif acı oluyor) Sıkma işleminde hiçbir alet kullanılmadı. Sadece el ile yumuşak bir şekilde yapıldı. Cildimde bir hasar veya lekelenme olmadı.
Serum, sıkma ve buhar işlemi sonrası, serumun tedavi edici etkisi ile hassaslaşan cildimin yatışması için sürüldü.
Masaj, cilt bakımının en keyifli aşaması... Bu kısımda tamamen rahatlatma ve cilt altı kılcal damarlardaki kan dolaşımının hızlandırılması amaçlandı.
Maske; kan dolaşımı hızlanması sonrası, cildimin üzerine ihtiyacıma uygun bir maske uygulandı ve
15 dk bekledim.
Maske temizlendikten sonra, nemlendirici ve tedavi edici kremler ve son olarak koruyucu krem sürülerek işlem sonlandırıldı.
Masaj bölümünü biraz daha açmak istiyorum.
Gamze Hanım, sadece cilt bakımı yapmadı, ayrıca yüz ve dekolte masajı da yaptı.
Nasıl bir rahatlıktı...
Cilt bakım yatağının alttan ısıtmalı olması da ayrı bir konuydu.
Genelde güzellik merkezlerinde sedye olur. Hani işlemin sonuna doğru, aynı şekilde durmaktan insanın her bir yanı ağrır :))
Bu bakım yatağı, diş hekimlerinin kullandıkları gibiydi. Ayarlanabiliyor, buhar ve maske aşamalarında beklerken, sıcacık yatak sizi dinlendiriyor.
Gamze Hanım'ın sihirli elleri ile günün stresini ve yorgunluğunu bir kenara bıraktım.
Uygulama tam 1 saat sürdü ve hiç bitmesin istedim. Özellikle yüz ve dekolte masajını öneriyorum. Çok rahatlatıyor. Ben ayrıca tüm vücut masajlarını da denemek istiyorum.
O deneyimi ve kullanılan ürünleri ayrı bir şekilde yazacağım.
Sonuç; günün yorgunluğu aktı gitti. Yumuşacık çıktım. Ruhum dinlendi.
Kendinizi şımartın, kendinize zaman ayırın. İyi geliyor.
Ayrıca sitelerinden http://venuslazer.com/ uygulamalara ve öğrenmek istediğiniz detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz. Bu güzel bakım ve ilginiz için teşekkür ederim Venüs Poliklinik.
Adres:
Ziyapaşa Bulvarı, Koton mağazası üzeri, Işıl  Apt. Kat:3 Adana
Telefon: 0322 457 64 94
Instagram:
@dyt.gizemincekalaunaldi
@leman_tatli

Ve bir diğer teşekkür ise Berk Günal Coşman için.
Fotoğraflarımız Berk Bey'in objektifinden. Temalı başarılı çalışmalarını instagram adresinden inceleyebilirsiniz;
Instagram:
@berkgunal.cosman