10 Aralık 2016 Cumartesi

5 Saat Önceydi... Kitap İnsan Acı Tablo

5 saat önce...
Sessiz bir gün, sakin bir gün... Bugün pazar...
En mutlu olduğumuz anlar ve haftasonu mutluluğu...
(Yazmıştım üst satırlarda 5 saat önce... Nerden bilirdim?
Yazı geceden kalma taslaktı. Pazar sabahı yayınlamak üzere gece oturup, kaleme almıştım duygularımı, düşüncelerimi. 1 saat sonra ne olacağımızı bilmezken, sabah gözümü açtım ve haberi duyduk... Yine kara bir sabah... Gündem sıcak, gündem yoğun.
Yine çok acı olaylar... İstanbul, Beşiktaş... Şehitlerin acılı ailelerine baş sağlığı diliyorum.
Derin bir yas içindeyiz.
Yazık bu vatana.
Olaylardan habersiz, yarınımızın ne olacağını bilmeden yazdığım acı gerçekler var bu yazıda; biliyorum kimsenin keyfi yok; ama bu acı tabloyu sizlerle paylaşmak ve bilginiz olmasını istiyorum.)
5 saat önce yazdıklarım...
Bir yandan Sezen Aksu'nun
"Gidemem" şarkısı eşlik ediyor yazmış olduğum bu satırlara...
"Bazen daha fazladır her şey
Bir eşikten atlar insan
Yüzüne bakmak istemez yaşamın
O kadar azalmıştır anlam...

O zaman hemen git radyoyu aç bir şarkı tut
Ya da bir kitap oku mutlaka, iyi geliyor
Ya da balkona çık bağır, bağırabildiğin kadar
Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor...

Ama fazla da üzülme, hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor..."

Öyle birden bire geldi mırıldanmaya başladım. Taktım kulaklığımı başladım yazmaya.
Geçenlerde instagramda dolaşırken @yilmazmuh 'un paylaşımına rastladım.
Okudum, düşündüm... Ne güzel bir bilgiydi. Sordum kaynak nereden diye...
"Olayların İçinden" Güngör Uras'ın yazısı idi paylaşım.
Aşağıda bulunan linkte detaylar yer alıyor; ama ben kısaca ne hakkında olduğunu yazmak, biraz da yorumlamak istiyorum.
Hani Sezen diyor ya;
" Ya da bir kitap oku mutlaka, iyi geliyor."
İşte konu tam da bu!
Okumuyoruz... Acı ama gerçek!!!
Acımasız gerçeğin oran ve yüzdeleri net bir şekilde tespit edilmiş.
Hazıra o kadar alışmışız ki bir bilgiyi araştırarak öğrenmeyi unutmuş olmuşuz.
Bakın acı gerçeklere;
En fazla kitap okuyan ülkeler;
İngiltere & Fransa %21
Japonya %14
ABD %12
İspanya %9
Türkiye %0.1 (binde bir) okuma oranı ile dünyada 86. sırada.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun yaptığı araştırmaya göre, günde 6 saat televizyon izleyen, 3 saat internete giren Türk insanı, kitap okumaya sadece 1 dakika ayırıyor.
Öyle ki kitap okumak Türk insanın ihtiyaç listesinde 235. sırada yer alıyor.
Okuyanların %65'i aşk, %24'ü siyaset, %13'ü düşünce, %7'si kişisel gelişim kitapları okuyor. Türkiye'de her yıl 45-50 bin başlıkta kitap basılıyor.
Elektronik ortamda da 4-5 bin kitap yayınlanıyor.
Türkiye'de 100 kişiden sadece 4'ü kitap okuyor.
Dünyada kişi başına kitap harcaması 1.3 dolar, Türkiye'de ise çeyrek dolar.
Çocuklara kitap hediye edilmesi sıralamasında Türkiye 180 ülke içerisinde 140. sırada.
Yazmış olduğum bilgiler, referansını vermiş olduğum yazının en ilgi çeken noktalarıydı. Üstüne üzüldüğüm diğer bir nokta var. Hani şu ünlü soru; "Boş zamanlarınızda ne yaparsınız?" Cevap kitap okurum. Boş zamanım olmasa okumayacağım. Boş zamanım var, onun için okuyorum gibi bir anlam çıkmıyor mu? Hem boş hem de dolu vaktinde okusan... Her ikisi de olsa olmaz mı? Sanırım bu alışkanlık çocukluktan geliyor. Benim ilk kitabım Gülten Dayıoğlu'nun "Fadiş" adlı kitabı idi. Ne büyük bir heyecan ile okumuş ve iki gün içinde bitirmiştim. Okumak başka bir şey... Yeni bir yolculuk. Başka birilerinin hayatına girmek, onlarla yolculuk etmek. Hayal kurmak, olayları hayalinde canlandırmak. Bazen tek sırdaşın... Hatta sana zarar vermeyen tek dostun.
Avuçlarının arasında sana bakan, çayına, kahvene ayrı bir tat veren.
Leman yazıyorsun bunları, peki sen ne  sıklıkta okuyorsun diye aklınızdan geçiriyorsunuz belki... Okumayı çok seviyorum. İhmal ettiğim anlar benim de oluyor. Olmuyor değil. 
Yeni maceraları ve beni saran kitapları okumayı çok seviyorum. Okuyorum evet belki uzun soluklu değil; ama köşe yazıları ve kısa denemeler mutlaka okuyorum.
Blog yazarlığının temeli başka yazıları okumaktan geçiyor diye düşünüyorum.
Okumak, her anlamda ifade gücünüzü geliştiriyor, zenginleştiriyor.
Öğrenecek o kadar çok şey var ki...
Dün can dostum ile beraberdim. Birbirimize zaman ayırdık. Alışveriş, yemek, sohbet derken zaman su gibi aktı geçti. Yakışıklı oğlu için kitap aldı. Kasaya geldiğimizde, oğlunun yaşına uygun olan ve almış olduğu kitapları hediye paketi yapmalarını istedi.
Ve dönüp bana; "Kitabın hediye edilmesini, hediye edilebilir olmasını öğrenmeli. 90'a yakın kitap bitirdi şu ana kadar dedi. Bahsettiğimiz çocuk sadece 3 yaşında."
Sen çok iyi bir annesin can dostum. Sormaktan, yeni bilgiler öğrenmekten çekinmemeli. Belirtmek istediğim, insanların özel yaşamlarına dair sorular değil. Kendinizi geliştirmek adına öğrenilen bilgiden bahsediyorum. Hayatta en sevmediğim şey; başkaları hakkında, beni ilgilendirmeyen özel sorular sormak. Benim ile paylaşılan her konuyu ayrı bir saygı ve hassasiyet ile dinlerim; ancak aşırı detay öğrenmek için çaba sarfetmem. Yapmadığım bir şeyin, aynı şekilde bana yapılmasını da istemem. Enerjinizi, gücünüzü kendiniz için kullanın. Bu acı tabloyu okuduğum an, paylaşmak istedim. Belki bu yazı, bu satırları okuyan kimi insan için bir ışık olacak. Farkındalığı yazıya, söze dökmek bazen iyi geliyor. Gün ışığında aynaya direk bakmak gibi. Tüm kusurları görmek ve ondan kaçamamak gibi.
Okuyun, okutun, okumak için teşvik edin.
Güzel memleketimin güzel insanları; yaşadığımız bu kadar sorunun içinde dibe batmamak için OKUYALIM! OKUTALIM!
Umut dolu yarınlara...
Instagram: @leman_tatli